Yaşanmış gerçek bir isim değiştirme davası ve bu davanın kahramanlarından Ruhsati TIRAŞ'ın yaşananları anlatımı İbrahim KÜÇÜK tarafından kaleme alınmıştır.
(Yaşanmış gerçek bir olay ve olayın kahramanlarından Ruhsati TIRAŞ’ın anlatımı İbrahim KÜÇÜK tarafından kaleme alınmıştır.)
İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI
DAVACI : Abuzer EKEN, Adıyaman İli Kahta İlçesi nüfusuna kayıtlı.
TANIKLAR : Ruhsati TIRAŞ - Selamun ELBİSTAN - Doğan DOĞAN - Nurtezem ATEŞ
YER : Gaziantep Adliyesi
Polis Okulundan arkadaşım olan Abuzer EKEN, bir gün bana geldi ve dedi ki “ Millet benim ismimle dalga geçiyor, ben de bu isimden sıkıldım, bu nedenle ismimi değiştirmek istiyorum, bana şahitlik eder misin?” Ben de ‘’neden beni seçtin, bir sürü arkadaşın var’’ dedim. Üç kişi daha şahit bulmuş ve olayı kılıfına uydurmak için her şahidin bir özelliği varmış. Mesela ben aynı okulda okuyorduk diyecekmişim, kimisi de ben memleketten tanırım falan diyecekmiş. Kabul ettim ve aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum bana adliyeden bir yazı geldi, falan gün falan saatte mahkeme var gel diye. Aynı yazıdan diğer arkadaşlara da gelmiş ve biz olayın isim davası olduğunu anladık ve yalanları sıralamak üzere herkes o gün o saatte adliyeye gittik.
Her ihtimale karşı arkadaşa değişik soruları önce biz sorduk, işte ne bileyim kimisi dedi ki adını değiştiriyorsun ama yeni ismini ne koyacaksın filan gibi. Arkadaş sıkıldığı ismini Şahin olarak değiştirecekmiş. Birisi ile tanışırken ben polis Şahin diyecekmiş gür bir sesle. Ben polis Abuzer denince kafiye ve etkileme olmuyormuş güya. Ben ‘’neden adam gibi bir isim bulmuyorsun mesela Cenk, Buğra, Kaan filan gibi entel isim koy bari Şahin çok mu iyi’’ dedimse de o isimlerin memleketi ile bağdaşmadığını Kahta‘ dan Kaan maan çıkmaz, kimi uyutacağım gibi şeyler söylediğini duyduk.
Mübaşir önce arkadaşı içeriye çağırdı, Abuzer EKEN diye bağırdı ve bizimki içeriye girdi. Ardından sırasıyla Selamun ELBİSTAN, Nurtezem ATEŞ derken Doğan DOĞAN ve nihayet Ruhsati TIRAŞ. İçeriye girdiğimde tanık sandalyesinde yalanları sıralamış tayfa ellerini önüne bağlamış, ceketlerini iliklemiş ve yaşlı bir hakimin önünde adeta süt dökmüş kedi gibi bekliyorlardı. Yaşlı hakim bana gözlüklerinin üzerinden baktı. Hakimden çok da genç sayılmayacak bayan katip ağzına bakıyordu hakim beyin, acaba ben ne yazacağım dercesine…
Hakim gür ve oturaklı bir sesle bana sordu:
- Adın??
- Ruhsati
- Ne saati??
- Ruh saati efendim. Ama bitişik yazılıyor.
- Soyadın ne??
- Tıraş
- Ne Tıraş’ı oğlum??
- ……..
- Yaz kızım...
Katibe yazmaya başladı.
- Baba adın ne??
- Esabilkef efendim.
- Allah Allaahhh o nasıl isim oğlum??
- Valla ben bilmem efendim, babamın adı yıllardır Esabilkef ‘tir.
- Anne adın normal mi??
- Evet efendim onun adı Ayşe.
- Doğum yerin???
- Bahçe.
Artık hakim her ne kadar adaleti temsil etse de bu komediye fazla dayanamadı ve gülmeye başladı.
Maksat espri olsun da hani hakim gülerken biz de yalanımızı söyleyip şu adamı Şahin yapıversek diye düşünürken hakim espriyi patlattı:
- Ne bahçesi??
- Bayağı bahçe işte efendim.
- Hayır ben hastanede doğmuşum mesela, sen bahçede mi doğdun??
Muhabbet koyulaşsın diye ben de:
- Evet efendim portakal bahçesinde doğmuşum, o nedenle doğum yerine Bahçe yazalım ayıp olur demişler diye espri yaptım. Daha sonra Osmaniye ilinde Bahçe diye bir ilçe olduğunu ve benim orada dünyaya geldiğimi söyledim.
Hakim de:
- Başka böyle cins bir şeylerin var mı? diye sorunca, aklıma memleketteki adresim geldi.
- Adresim de İslam Mahallesi Hanifi Caddesi efendim. ( Dini İslam, Mezhebi Hanifi gibi bir şey işte diye düşünmesi amacıyla )
Hakim bey bizim isim değiştirme davası için geldiğimizi hatırlatarak:
- Bak arkadaşın ismini değiştirecekmiş, buraya kadar gelmişken senin şecereyi değiştirelim ne dersin diye sordu.
- Değiştirmeyi düşünüyorum o nedenle önce burada arkadaş aracılığı ile tecrübe kazanayım da hani ileride belki ben de değişirim falan dedim.
.....
Bu arada yaşlı katibe hanım da kendinden geçmiş, gülmekten yazamaz hale gelmişti. Bizim az önce sıra sıra süt dökmüş kediler gibi duran arkadaşlar artık canavar yüzlerini göstermiş, kimisi katıla katıla gülmeye başlamış, kimisi hala olayı anlamadan mecburi tebessüm etmiş, kimisi de az önce ilikledikleri ceketlerinin düğmelerini açarak rahatlamışlardı. Bizim Şahin adayımızın ne durumda olduğunu siz düşünün artık. Derin bir oh çekmiş iyi yaaa bu duruşmada artık hakimi de kafaya aldık ki kızlarla tanışırken ben Şahin derim. Yoksa ortamı bulmuşken Şahin’den daha etkili başka bir isim varsa onu mu seçseydim diye düşüncelere dalmıştı.
Herkes katıla katıla gülerken Hakim bey olayın farkına vardı, suratını astı ve birden bize dönerek çıkıştı:
- Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz bu nedir? Şunlara bak biri doğan, biri şahin, biri selamunaleyküm, biri aleykümselam, biri zaten hepten sıyırmış. Hepiniz birbirinizi nasıl buldunuz böyle oğlum diyerek bize kızdı.
Hakim, Abuzer’e döndü ve ‘’şunlara bak, bu adamların isimleri senin isminden daha berbat, asıl bunların değiştirmesi lazım, hem sizin kafanızı kırmadan çıkın salondan, değiştirmiyorum isim misim’’ diyerek bizi kovdu.
Dışarıya çıktığımızda Selamun ELBİSTAN ‘’hep senin yüzünden ismi değiştirmedi oğlum, ne biçim ismin var’’ diyerek bana fırça atıyordu ki olaya el koydum ‘’Hadi benim isim berbat önce sen kendi ismine bak oğlum sanki senin ki çok mu düzgün’’ dedim…
Şu anda Abuzer Kars’ta çalışıyor ve telefonla görüştüğümde ismini değiştirmeyi düşünüp düşünmediğini sordum. İsmini değiştirmeyi düşünmediğini ve bizim isimleri ve bir de doğudaki adamların isimleri duyunca gerçekten Abuzer isminin çok güzel olduğunu anladığını ve dava açmaktan tamamen vazgeçtiğini söyledi. 2683 defa okundu.
|